Yükleniyor...

Direniş Muhabirine Notlar!

Direniş muhabiri kimdir?

Direniş muhabiri, gazeteci değildir. Yani en ilginç olan, sansasyonel olan, basıldığı gazetenin tirajını, ya da yayınlandığı Televizyonun reytingini arttıracak ve dolayısıyla da reklam verenler için okurları ya da izleyicileri yakalayacak olan haberin peşinde koşmaz. Direniş Muhabiri GERÇEĞİN peşindedir. Sıradan, gündelik, çıplak gerçeğin!

Aslında doğrudan iktidardan taraf olan gazeteler, TV’ler için “tarafsız” ya da “nesnel”, ve tarafsız olduğu ölçüde iktidarı güçlendiren haberi yapmaz. Direniş Muhabiri taraftır! Ezilenden, adaletten ve gerçekten yana taraftır!

Eylemlere, direnişlere dışarıdan bir göz olarak bakmaz, kendisi dışındakilerin öyküsünü anlatmaz. Direniş muhabiri kendisinin de içinde olduğu direnişlerin, eylemlerin, toplulukların, gündelik hayatın öyküsünü anlatır. Direniş muhabirliği eylemin ve direnişin ta kendisidir.

Direniş muhabiri için başkalarına göstermek istediği GERÇEK önemlidir. Bu gerçeği en net biçimde aktarmak önemlidir. Çünkü aslında insanların çeşitli nedenlerle göremediği GERÇEK’le yüz yüze gelmesi devrimci bir potansiyele sahiptir.

İnsanlar gerçeği neden göremezler?

İnsanlar gerçeği bazen o anda, orada olmadıkları için göremezler! Mesela 31 Mayıs’ta Gezi Parkı’nda olmadıkları için “polisin Kırmızılı kadın’a sıktığı biber gazını” görmemişlerdir! Direniş Muhabiri bulunduğu her yerde, o anda orada olmayanların gözü, kulağı olduğunu hatırlar! Kendisinin gördüğü çıplak gerçeği o anda orada olmayanlara aktarma misyonu ile hareket eder!

Ya da insanlar yanı başlarındaki gerçeği artık kanıksadıkları, alıştıkları için göremezler! Mesela her gün belki de onlarcasını gördükleri için, Sarıyer otobüsünde kendisi gibi olmayanlara düşmanlık içerisinde olan, otobüsün yanından geçen bisikletçiler için şoföre “sıkıştır gebersin sıkıştır” diye seslenen “sıradan faşisti” görmemişlerdir. Direniş Muhabiri kanıksanan, alışılan, şaşırılmayan gerçeği sırf gerçek olduğu için, aslında onun etrafını saran kanıksamışlıktan kurtarmak için kaydetmek ve diğer insanlarla paylaşmak misyonu ile hareket eder.

Ya da insanlar aslında gerçeği görüp, ancak o gerçeğin etrafını saran ideoloji yüzünden, medyanın manipülasyonu yüzünden gördükleri gerçeği ayırt edemezler! Mesela süren Yolsuzluk operasyonu ile ilgili hem yandaş medya, hem de geri kalan medya konuyu o denli bulandırmış, dış güçler, uluslararası operasyon, cemaat gibi söylemlerle o denli sarmalamıştır ki, bu operasyonda açığa çıkanın aslında “düpedüz hırsızlık” olduğunu görememişlerdir. Direniş Muhabiri bu gerçeğin insanlara tekrar, tekrar gösterilmesi, etrafını saran toz bulutundan ve manipülasyonlardan temizlenerek gösterilmesi misyonu ile hareket eder.

Direniş muhabirliği, direnmenin bir biçimidir.

Direniş muhabirliği bir eylemdir.

Tıpkı Haziran Direnişi’nde ortaya çıkan duran adam/kadın eylemi, Taksim Meydanı’ndan piyano resitali, annelerin zinciri ya da direnişçilerin Parkı ve meydanı temizlemesi gibi, direnişi güçlendiren, insanlara umut veren, duygulara seslenen gerçek bir EYLEM!

Elbette ki, Direniş Muhabiri Gerçeği göstermek, hatırlatmak ya da paylaşmak eylemine giriştiğinde işlevsel olabilecek bazı kurallardan yararlanır. Göstermek istediği gerçeği, haber, öykü, röportaj, kısa film, belgesel, fotoğraf, ses kaydı gibi farklı biçimlerden yararlanarak aktarmaya çalışabilir. Ya da zaman zaman çıplak gerçeği insanlara daha açık olarak gösterebilmek için yinelemeden, montajdan, grafiklerden, müzikten ya da seslendirmelerden yararlanır. Bütün bunları ne zaman, nasıl, hangi düzeyde yapacağına kendisi karar verir, tıpkı direnmeye, eyleme kendisi karar verdiği gibi!

Video en doğrudan aktarma biçimidir. Fotoğraf ve video gibi görsel kayıtlar, aktarmaya çalıştığımız gerçeğe, söze gerek kalmaksızın başkalarının da tanık olmasını sağlar. Direniş muhabiri haber yapmanın, video çekmenin günümüz medyası tarafından bize dayatılan yöntemlerine, kurallarına, biçimlerine itibar etmez! Ama Direniş Muhabiri video çekerken elbette ki derdini izleyenlere en iyi biçimde anlatmasını sağlayacak bazı ayrıntıları önemser!

Direniş muhabiri video çekmek yoluyla direnmeyi seçmişse, video çekmeyi bir direniş eylemi olarak gerçekleştiriyorsa, elbette ki bu direnişin ilk mekanlarından birisi direniş alanlarıdır.

Direniş alanlarında, içinde olduğumuz direnişi anlatmaya çalışıyorsak öncelikle bu videonun tarihini ve saatini izleyecek olanlar için kaydetmemiz gerekir. Bunun değişik yolları vardır.

Videoyu çekmeye başladığımızda bunu doğrudan ses olarak kaydedebiliriz. Ya da kullandığımız cihazın tarih ve saati videonun üzerine basma özelliği varsa bunu açık hale getirebiliriz. Eğer çektiğimiz video anlık gelişen bir olayın videosu ise bu videoyu gösterilmeye hazır hale getirirken tarih ve saati ekleyebiliriz. Ya da ara ara videoda tarih ve saati tekrarlayabiliriz. Bu söylediğimiz tarihi kanıtlamak için yolumuzun üzerindeki bir gazete tezgahındaki gazetelerin baş sayfalarını kayıt edebiliriz. Bu izleyenlerin zamana dair şüpheye yer bırakmayacak bir biçimde bilgilenmesi açısından önemlidir.

Mutlaka aktarmamız gereken bir başka bilgi ise nerede olduğumuzun bilgisidir. Bunun için de benzer yöntemler kullanabiliriz. Sesli olarak ara ara tekrarlayabiliriz. Ya da çevremizde nerede olduğumuzu gösteren belli işaretler, anıtlar, binalar, sokak ya da cadde tabelalarına ara ara kameramızı çevirebiliriz. İzleyicilerin nerede olduğumuz konusunda bilgilenmesi önemlidir. Bu iki konu fotoğraf çekerken de önem taşıyan konulardır.

Elbette o anda alanda eylem yapılmasının bir nedeni vardır. Bu nedeni çekimlerinize dahil etmelisiniz. Kendiniz söyleyebilirsiniz, eylem alanındaki dövizlere, pankartlara odaklanarak gösterebilirsiniz, yapılan açıklama ya da konuşmaları kaydederek aktarabilirsiniz ya da direniş alanındaki diğer eylemcilerin söylemesini isteyebilirsiniz.

Direniş alanında kendi şahitliğimizi aktarıyorsak bunu doğrudan şahit olduğumuz şeye kamerayı çevirerek yapmamız gerekir. Görüntü kendisini anlatıyor olabilir. Ancak yine de görüntüyü tariflemek yerinde olabilir. Eğer ses ve ışık konusunda şanslıysak genellikle anlattığımız şey kamera tarafından da kaydediliyordur. Ancak zaman zaman ses ve ışık koşullarının kötü olduğu ortamlarda görüntü almamız gerekiyor olabilir. O zaman sizin gözünüzle gördüğünüz, ya da kulağınızla duyduğunuz şeyleri kameranın kaydetmesi mümkün olmayabilir.

Eğer aktarmak istediğiniz şeyi doğrudan kendiniz göremiyorsanız direniş alanında buna doğrudan tanıklık etmiş bir direnişçi mutlaka vardır. Bu durumda mutlaka doğrudan bir tanık bulup ona sormanız ve onun tanıklığını aktarmanız önemlidir. Bu tanıklık aktarma durumunda ileride üzerinde duracağımız röportajlarda dikkat etmemiz gerekenleri uygulamak önemlidir.

Eğer direniş alanında bir çatışma anını görüntülüyorsanız, bunu hem kendinizin, hem de mutlaka sizinle birlikte alanda olan direnişçilerin güvenliğini göz önüne alarak görüntülemeniz gerekir. Çatışanların kimliğini ifşa etmekten kaçınmak son derece önemlidir. Bu durumda uygulanabilecek bir kaç yöntemden bahsedebiliriz. Mesela çekim açımızı direnişçilerin yüzlerini göstermeyecek biçimde ayarlayabiliriz. Çatışma alanında çatışanların arkasına geçebiliriz. Ya da kameramızı doğrudan polislere yönlendirebiliriz. Bu tür anlarda çekim esnasında etrafımızdakilerle konuşmak, onlara isimleriyle seslenmek ileride sorunlara neden olabilir. Bu konularda son derece dikkatli olmamız gerekir.

Eğer direniş alanında bir hak ihlalini görüntülüyorsak, hak ihlalini gerçekleştirenin yüzünü, ya da kimliğini açığa çıkartacak bir işareti, polis ise kask numarasını, araba ise plakasını, başka bir motorlu araç ise üzerinde onu belirten numarayı vs. mutlaka çekmeye çalışmalıyız. Elbette böylesi bir anda hak ihlaline uğrayanı da görüntülemeyi ihmal etmememiz gerekir. Hak ihlali çekimleri son derece önemlidir, çünkü ileride sorumluların ceza almasında delil olarak kullanılabilme niteliği taşırlar.

Direniş alanında farklı açılar kullanarak ya da yer değiştirerek alanda kaç kişinin olduğunu, kaç tane polisin olduğunu, kimlerin nerede konumlandığını, nasıl davrandıklarını kaydetmeye çalışmalıyız. Örneğin yüksek bir yere çıkarak alanın genel bir görüntüsünü almak, kalabalığın dışına çıkarak direnişçilerle polisin karşılaşma noktasını göstermeye çalışmak anlamlı olabilir. Bunları yapamıyorsak sesli anlatımla bu bilgileri yaptığımız kayda ekleyebiliriz. Ayrıca eğer çekilen eylem önceden planlanmış bir eylem ise alana önceden giderek, nereden en iyi görüntü alınabilir, kitle en doğru şekilde gösterilebilir, nereye çıkılabilir ve en önemlisi gerektiğinde alandan nasıl çıkılabilir gibi konularda gözlem yapmak, direniş alanı daha önceden bilinen bir alan değilse çekime başlamadan önce kısa bir gözlemle bu konularda bir plan oluşturmak önemlidir.

Yine direniş alanında biz kamerayı çalıştırmadan önce ne olduğunu kendimiz anlatarak, ya da doğrudan tanıklık etmiş birisine anlattırarak kaydetmemiz anlamlı olacaktır. Ayrıca etrafımıza dikkatle bakarak önemli olabilecek ayrıntıları, aktarmaya çalıştığımız şeyin genel bağlamını verebilecek detayları filme kaydetmeliyiz. Örneğin bir şiddet olayının hemen sonrasında çekime başlamışsak, ne olduğunu, olan şeyin sonuçlarını, mesela yerdeki kanı, kırılmış ve yerde kalmış bir gözlüğü vs. kaydetmek önemlidir.

Eğer bir olayı ya da olayın sonrasını kaydediyorsak kamerayı yavaş hareket ettirerek ve mümkün olduğunca geniş bir alanda dolaştırarak kaydımızı almalıyız. Bu şekilde alınan bir kayıtta daha sonra izlediğimizde oradayken farketmediğimiz bir takım ayrıntıları kameranın yakaladığını görmemiz mümkündür.

Tüm bunları yaparken kendi güvenliğimizi önemsemek, eylemimizi sürdürülebilir kılmak zorundayız. Çünkü tanık olduklarımızı başkalarıyla paylaşmak en önemli sorumluluğumuz. Bu neden asgari güvenlik önlemlerini almamız, çevremize dikkat etmemiz, mümkünse bize yardımcı olan ya da birlikte çekim yaptığımız bir arkadaşımızın varlığı, ya da grup halinde çekim yapmak önemlidir. Grup halinde çalışmak çekilen görüntüleri gerektikçe alandan çıkartarak güvenli yerlere göndermek, ya da yedek pil, kat vs gibi kaynakları paylaşmak açısından da yararlı olabilir. Bunun yanında video yoluyla eylemimizi sürdürmemizin en önemli koşulu olan kameramızı, cep telefonumuzu ya da tabletimizi korumaya da gereken önemi göstermeliyiz. Ayrıca polisin dikkatini çekmekten kaçınmalı, direniş alanındaki yoldaşlarımızı ne yaptığımıza dair bilgilendirmeliyiz.

Çekim yaparken direniş muhabirinin kendisini kimin izleyeceğini, izleyenlere ne anlatmak istediğini, neye tanıklık ediyor olduğunu, bu tanıklığın aktarılmasının neden önemli olduğunu, bu aktardıkları ile neyi değiştirmek istediğini unutmaması gerekir.

Video çekmeyi bir direnme yolu olarak seçen direniş muhabiri için direnmenin tek mekanı tabii ki direniş alanları değildir. Aynı zamanda gündelik yaşamımızda, işe giderken, okuldan dönerken, otobüste, metro istasyonunda, parkta dinlenirken, kafede otururken bu eylemi sürdürmemizin önünde hiç bir engel yoktur. Ya da tek engel bizim “şaşırmaktan” vazgeçmiş olmamız, direniş eyleminin reflekslerini kaybetmiş olmamızdır.

İnsanlara göstermek istediğimiz gerçek her yerde karşımıza çıkabilir. Bu nedenle öncelikle bir direniş muhabiri olduğunuzu aklınızdan çıkartmamak, yanınızda karşılaştığınız şeyi kaydedecek telefon, kamera, fotoğraf makinesi gibi bir şey bulundurmak, neyin gösterilmesinin önemli olduğuna dair bir refleks geliştirmek önemlidir. Bu refleks elbette en başta Direniş Muhabiri kimdir sorusunu yanıtlarken vurguladıklarımız çerçevesinde geliştirilecek bir reflekstir.

Gündelik hayatı öykülerken, gündelik hayatta komşularımızın, arkadaşlarımızın yaşadıklarını aktarırken, ya da tanık olduğumuz hiç tanımadığımız sıradan insanların başına gelenleri çekerken öncelikle konunun öznesinin kim olduğu, onun tanıklığı, ya da yaşananlar sonrasında ne durumda olduğu bizim açımızdan önem taşır.

Eğer videosunu çektiğimiz şey bir olaysa, doğrudan tanık oluyorsak yer, tarih, zaman bilgisi, çekim başlamadan önce ne olduğuna dair arka plan bilgisi, olayın tanıklarının anlatımlarına başvurmak yine önem taşıyan konulardır.

Bu tür durumlarda röportajlardan yararlanmak gerekebilir.

Röportaj yapacağımız kişiye amacımızın ne olduğu, ne yapıyor olduğumuz açıklıkla ifade edilmeli ve izni alınmalıdır.

Ardından röportaja o kişinin kendisini tanıtması ile başlamalıyız.

Soracağımız sorularla röportajı vereni yönlendirirken ona onaylatacağımız sorular, cevabı hayır ya da evet olan sorular yerine neden ve nasıl sorularını sormamız önemlidir.

Röportajlarda, özellikle de hak ihlaline uğramış ya da bir acı yaşamış insanlarla yaptığımız röportajlarda sabırlı ve teşvik edici olmalıyız.

Röportaja ilişkin bir diğer önemli konu röportajı yaptığımız kişinin kimliğini gizleme gereksinimi olduğu durumlardır.

Bu tür durumlarda röportajı veren kişinin anonimliğine özen göstermeliyiz. Bu özen doğrultusunda yollar aramalıyız. Bu durumlarda başvurulabilecek bir kaç öneri şunlar olabilir.

Kişinin görüntülerini ışığa karşı çekebilirsiniz. Böylece arkasından gelen ışık sayesinde sadece bir siluet görünecek, konuşan kişinin yüzü gizlenmiş olacaktır.

Başındaki şapkasını eğerek, poşusunu kullanarak ya da belki bir maske ile yüzünü örtmesi sağlanabilir.

Bir diğer yol elinizdeki kameranın özelliklerine bağlı olarak görüntüyü bozmanız, flulaştırmanız olabilir.

Ya da yüz planı almadan örneğin kişinin ellerini, ayaklarını çekerek röportajı tamamlayabilirsiniz. Bu yol bazı durumlarda son derece çarpıcı bir izlenim de yaratabilir.

Video yoluyla direniş eylemi, insanların gündelik gerçekliği kavrama biçimlerine gözle görülür olmasa da etki de bulunmayı, görünmeyeni göstermeyi, susturulmak isteneni konuşturmayı ve bunu en geniş kamuya ulaştırmayı hedefler. Bir yandan videoyu, dünyayı daha demokratik ve yaşanılabilir hale dönüştürmenin bir aracı olarak kullanmak ve aynı zamanda da videoyu herkesin kullanabileceği kolektif ve paylaşımcı bir biçime doğru dönüştürmek video eylemciliğinin temel amacıdır.